problemleritanımlama

İnovasyon sürecinin aşamaları: ilham alma

Bir önceki yazımızda nasıl inovasyon iklimi oluşturabileceğimizden bahsetmiştik. Elverişli bir ortam yaratmanın koşullarına baktığımıza göre artık sosyal problemlere inovatif çözümler geliştirme sürecinin önemli bir parçası olan “ilham alma” aşamasına odaklanabiliriz. Buradaki ilham alma dediğimiz şey üzerine gideceğimiz problem veya fırsatı belirleme ve tanımlamayla ilgili faaliyetleri kapsar.

 

Hibe programlarına başvuru yaparken bazen zaman azlığından bazen sahanın ihtiyaçlarını zaten iyi bildiğimizi düşündüğümüzden masa başında proje teklifleri hazırlıyoruz. Sorunu birebir yaşayan insanların ne istediğini sormak ve bu alanda daha önce çalışmış kişi ve kuruluşların deneyimlerinden öğrenmek için anket, mülakat, odak grup görüşmesi yapma imkanı bulamadığımız oluyor. Belki kaynak eksikliğinden değil, bu veri toplama yöntemlerini kullandığımızda sadece bilinenin doğrulanacağını veya ortaya kökten değişime götürecek (progresif) talepler çıkmayacağını varsaydığımız için yeterince diğerlerine kulak vermiyoruz. Bu şekilde tasarlanan projelerin uygulamasında birçok sorunla karşılaşılıyor; proje metinleri revize oluyor veya istenilen sonuçlara ulaşılamadan projeler tamamlanıyor. Aslında günümüzün sosyal teknolojileri ve yeni katılımcı araştırma yöntemleri daha fazla kişiye, daha hızlı şekilde ulaşmak, koordinasyon masraflarını kısmak ve öğrenmeyi hızlandırmak adına çok çeşitli fırsatlar sunuyor.

 

İnovatif bir çözümün temelinde paydaşlarımızın sıkıntıları, ihtiyaçları, hayallerini iyi anlamak yatar. Nitel araştırma yöntemleri kullanarak paydaşlarımızla empati kurmayı, varsayımlarımızı sorgulamayı ve yeni çözümler için ilham almayı amaçlıyoruz. Aşağıda özetleyeceğim İDEO.org “insan temelli tasarım” modeline göre inovasyon bir süreç tasarımına dayanır ve işe önce bir tasarım sorusu ile başlamak gerekir. Örneğin “Suriyeli sığınmacı gençler için sunulan beceri eğitim imkanlarını nasıl geliştirebiliriz?” Tasarım sorusu ne çok geniş ne çok dar olmalı. Çok geniş olursa nereden başlayacağımızı bilemeyiz, çok dar olursa istediğimiz etkiyi sağlayamayabiliriz. Tasarım sorusu düşündürücü ve ilham verici de olmalı; ekibi heyecanlandırmalı; nihai hedefe odaklanmalı, çözümü içinde hemen vermemeli, pek çok çözüm seçeneğini olanaklı kılmalı; içinde bulunan bağlam ve kısıtlar göz önünde bulundurulduğunda yapılabilir olmalıdır.

 

Tasarım sorusunu oluşturduktan sonra ekibin bilgisi ve varsayımlarımız devreye giriyor. Belirlediğimiz sorun hakkında ne bilip ne bilmediğimizi ortaya koyuyoruz.   Bu sorunun hangi boyutlarını iyi biliyoruz? Varsayımlarımuz neler? Bunları düşünüp tartışıp not ettikten sonra bu sorunun hangi boyutlarını daha iyi öğrenmemiz gerektiğini ve neleri bilmediğimizi saptıyoruz.

 

Artık araştırma planımızı çıkartabiliriz. Hedef kitleyi tanımladıktan sonra araştırma kapsamında görüşeceğimiz kişiler ve ziyaret edeceğimiz yerleri belirliyoruz. Mülakatlara ek olarak sorunla alakalı ortamları da gözlemlememiz gerekiyor. Sahaya gitmeden önce görüşeceğimiz kişilere hangi soruları soracağımızı grup içinde tartışıp anlaşmaya varıyoruz. Mülakat sırasında şu tür bilgiler almaya çalışıyoruz: kişisel detay (meslek, yaş, yaşadığı yer), motivasyon (en çok neye önem verdiği), memnuniyetsizlikleri ve karşılanmayan ihtiyaçları, çevresiyle nasıl etkileşim kurduğu.

 

Sahadan topladığımız bu verileri ikincil kaynakları tarayarak destekliyoruz. Literatür taraması ve belge incelemesi yöntemleri ile şu tür sorulara yanıt bulmaya çalışıyoruz: Konuyla ilgili ortaya konulan çözümler neler? Bunların hangisi işlemiş, hangileri işlememiş? Neden?

 

Sahadan döndükten sonra ekip olarak bir araya gelerek özellikle şu konu başlıkları çerçevesinde neler öğrendiğimizi tartışıyoruz: en akılda kalıcı alıntılar, ilginç hikayeler, insanların çevresiyle nasıl etkileşim kurdukları, cevapsız kalan sorular ve yeni fikirler. Hedef kitle ve uzmanlar ile görüşmeler, gözlemler ve kaynak taramasından öğrendiklerimizi not etmemiz önemli. Bu araştırmadan çıkan bulgularla ne yapacağınızı bir sonraki yazımızda ele alacağız. Onun öncesinde inovasyonun kuruluş içinde oluşabileceğini de hatırlatalım; sorunlu alanlar nasıl tespit edilebilir ve inovasyonun nerede yaratılacağına nasıl karar verilir, bununla ilgili önerilere bir bakalım.

 

Sistemli bir inovasyon için probleme yaklaşım şeklimizi de değiştirmeliyiz. Ele aldığımız sorunun çözümü için hangi değişimlerin oluşması gerektiğini düşünürken kuruluşumuzun oynadığı rolleri, iş yapış ve yapılanma biçimlerinde yapmamız gereken değişiklikleri de hesaba katmalıyız. Dolayısıyla inovasyon sorunu ele alış yöntemimizde, oynadığımız rolde, sunduğumuz ürün ve hizmetlerde, stratejimizi tasarlama sürecinde ortaya çıkabilir. İnovasyonun yönelimini baştan belirlemek beklentileri iyi yönetmek açısından önemlidir.

 

Nerede inovasyona ihtiyaç olduğunu belirlemek için kullanabileceğiniz bir dizi araç mevcut. Örneğin “tanılama mülakatları” kuruluşun çalışanları, ana paydaşları ve uzmanlar ile yapılan, kurumsal kültür gibi kolayca gözle görünmeyen konulara inmenizi kolaylaştıran, var olan sistem içinde nerelerde sorun olduğunu ve nerelerde fırsatlar oluştuğunu saptamanızı sağlayan diyaloglardır.

 

“Süreç haritalandırması” ile kuruluş içinde kim neden sorumlu, hangi faaliyetler yapıyor, hangi kararlar alınıyor gibi bileşenleri gösteren bir çalışma yapabilirsiniz. Böylece iş akışının bileşenlerini daha iyi anlar, nerelerde sürecin tıkandığını ve nerelerin iyileştirilmesi gerektiğini belirleyebilirsiniz.

 

Var olan süreçlerinizin sonuçları ile ulaşmak istediğiniz performansı karşılaştırarak yapacağınız “fark analizi” ile ulaşmak istediğiniz yer için nerede inovasyona ihtiyaç olduğunu tespit edebilirsiniz. World Café, Vizyon Arama, Açık Kaynak toplantıları gibi araçları kullanarak konuyla veya sorunla ilgili doğrudan deneyimi veya bilgisi olan çok sayıda kişiyi biraraya getirebilir ve oluşan ortak akıl ile problem farklı yönleriyle tanımlayabilirsiniz.

 

Inovasyonu nerede yapacağınızı kararlaştırdıktan sonra inovasyonun yoğunluğunu veya türünü de düşünmelisiniz. Kökten inovasyon mu kademeli inovasyon mu yaratmak istiyorsunuz? Tercihinize göre kullanacağınız araçlar, yöntemler ve süreçler de farklılık gösterecektir. Kademeli inovasyon var olan model, süreç, ürün ve hizmetlerinizi iyileştirerek elde edilirken; kökten inovasyona ise hakim sistemleri ve yapıları yerinden eder.