20151205154401_49465

Gönüllülüğün itibar yönetimi ve sürdürülebilirlikteki etkisi

* Çözüm Alanı Danışmanı Derya Kılıçalp tarafından kaleme alınan bu yazı ilk kez 5 Aralık’ta Proje Panosu‘nda yayınlanmıştır.
Gönüllü kişilerin sanılanın aksine, gönüllülük yapmakta bir çıkarı vardır. Bu çıkar gönüllülüğün devamlılığında ve yaygınlaşmasında bir motivasyon aracıdır. İyi ve doğru olanı yapmak adına, toplumsal değişimin ve refahın bir parçası olmak ortak menfaattir. Gönüllülerin varlığı sosyal değişim için, kurumlar için, toplum hizmeti için  önemli ve vazgeçilmezdir. Buradan yola çıkarak 1985 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 5 Aralık tarihini “Dünya Gönüllüler Günü” olarak ilan etti. 30 yıldır Türkiye’nin de içinde bulunduğu 123 ülke bu günü “Gönüllülere” adayarak kutlamaktadır.

Gönüllülerin, STK’ların itibar yönetimi ve sürdürülebilirliklerindeki rolü

Sivil toplum kuruluşlarının (STK) itibarı ve toplum tarafından nasıl algılandıkları yaptıkları işin yaygınlaşması ve kurumsal sürdürülebilirlik için önemli bir konudur. Gönüllüler STK itibarının toplumun içinde birer taşıyıcısıdır.

Sosyal sorumluluk ve sosyal fayda amacıyla yapılan gönüllülükler kurumsal itibarın korunmasına ve güçlenmesine destek olduğu gibi bunun yanı sıra kuruluşun finansal sürdürülebilirliğine ve  misyonunun gerçekleşmesine de katkı sağlayabilir. Kurumsal sürdürülebilirlik ve kurumsal itibarın korunup, güçlenmesinde gönüllülerin aktif rol alabilmesi için, gönüllünün gönüllülük yaptığı STK’yı iyi tanıması, misyonunu içselleştirebilmesi, yaygınlaştırabilmesi ve kendisini çözümün bir parçası olarak görebilmesi gerekir. Gönüllü, gönüllülüğünün kısa, orta ve uzun vadede toplumsal bir sorunun çözümünde ne gibi değişikliklere neden olacağını sorgulamalıdır.

STK’ların üzerinde baskı oluşturduğu kurumlardan beklediği şeffaflık, hesap verebilirlik, paydaş ilişkileri ve dahil edici olabilmek gönüllüler için de bir o kadar önemlidir. Toplum kendisine hizmet sunan, toplum için üretim yapan, dünya kaynaklarını kullanan her kişi ve kurumdan hesap sorma hakkını kendinde bulur ve bulmalıdır da. STK’ların da paydaşlarına ve topluma karşı, şeffaf ve hesap verebilir olması, çalışmalarını açık ve net bir dille paylaşabilmesi, demokratik bir düzlemde dahil edici olabilmesi gerekmektedir.

Gönüllüler bu noktada yapı taşıdır. Toplum kurumlara inanmaktan daha çok önce kendi içinden olan kişilere inanmayı, güvenmeyi tercih eder. Kendisine ulaşılabilir bir muhatap arar. Gönüllü aslında STK’nın toplum ve paydaşlar tarafından görünen, bilinen yüzüdür. Gönüllüler, toplumun beklentilerini karşılamak konusunda, kurumsal yapılanma ile işbirliği içinde ve tüm mekanizmaların aynı algıyla ilerlemesinde içeriden bir ses olarak konumlanırlar.

Gönüllüler toplumsal bir sorunun çözümü için sosyal sorumluluk çalışmalarının içinde yer almak üzere motive olurken, STK’ların bilinirliğinin artması, toplumla güven ilişkisinin kurulması ve sivil inisiyatifin güçlenmesinde önemli roller oynadıklarının ve STK’ların karar mekanizmalarına dahil olabilecek donanıma sahip olduklarının farkına varmalıdırlar.

STK’ların itibar yönetiminde gönüllülerin ve STK’ların yapabilecekleri;

Gönüllüler, STK’larını ve sahasını iyi tanımalı; ihtiyaç analizi üzerinden proje geliştirmeli; projenin uygulama aşamalarında şeffaf, hesap verebilir ve katılımın önünü açan yöntemler izlemelidirler.

STK’lar görünürlük ve bilinirlik, iletişim, izleme-değerlendirme, hafıza, arşiv oluşturma ve yerel paydaşlarla ilişkilerin önemini gönüllüleriyle paylaşmalı ve bu çalışmalarında gönüllülerin aktif rol alabilmeleri için dahil edici olmalıdır.

STK’lar, gönüllüleriyle açık iletişim içinde olmalı ve gönüllülerin paydaşları iyi tanımalarına olanak sağlamalıdır. Hedef kitle, dolaylı etkilenenler, proje ortakları, destekçiler, iletişim ajansları ve medya gibi paydaşlarla ilişkiler birinci derecede önem taşımaktadır. STK’lar gönüllülerin bu algıyı kazanmalarına eğitimlerle, atölyelerle, grup çalışmalarıyla ve gerekli bilgi donanımını sağlayarak destek olmalıdır.

Gönüllülüğün gücü

Toplumun refahı ve sosyal adalet için gönüllülük yapan ve bağışçı olan her bir birey değişimin bir parçası olmuştur. Gönüllülüğü ileriye taşımak, yaygınlaştırmak, hak temelli ve sosyal adalet algısıyla sürdürmek kişinin kendi iç muhasebesinin ötesinde, dünya ve toplum için duyduğu sorumlulukla da ilgilidir. Gönüllüler yalnız olmadıklarını bilirler ve başka insanlara da yalnız olmadıklarını hissettirecek olan onlardır.

Dünya değiştikçe gönüllülerin yapabilecekleri de değişiyor, güçleniyor. Kaynaklarını toplum refahı ve sosyal adalet için harekete geçiren tüm gönüllülerin Dünya Gönüllüler Günü kutlu olsun. İyi ki varsınız!